29 Aralık 2012 Cumartesi

kırmızı şalını takmış mızıkasını çalmıştı
burnu kıpkırmızıydı elleri mor tırnakları beyaz
soğuk yüzünü kesiyordu
insanlar gelip geçerken izledi onları
içinden gülüyordu onlara
küçük bir kedi
yanaştı ona
uçuşan notaları görüyordu sanki
kedi ona baktı o kediye
dinle dedi dinle kedi
bir gün bende koşacağım sende
ama bu insanlar sadece yürüyecekler
yalnızca tek bir yöne..
şarkısını bitirdi koydu tek sahip olduğu
en değerli ikinci varlığını has deriden küçük kutusuna
karıştı o insanların arasına
sonra durdu başını kaldırdı ve gökyüzüne baktı
soğuk havayı içine çekti
sonra başladı koşmaya
herkes ona bakıyordu ne yapıyor bu deli dercesine
sonra durdu soluk soluğa kalmıştı
ona bakanlara döndü haykırdı son nefesiyle
ağzından dumanlar çıkartarak
HAYAT YÜRÜMEK İÇİN ÇOK KISA...

20 Aralık 2012 Perşembe

MONAKO DA BİR SABAH...


bahsi geçen her şey neden bir noktayla sonlanıyor.
vurdumduymaz olmak sonsuzluk bazıları için
üç nokta gibi,bela gibi,bitmek bilmeyen kısır döngünün kendisi
yerküre üzerime üzerime dönerken ben hala karşı çıkmaya çalışıyorum..
işte bu kadar..
vay arkadaş nerden çıkıyor bunlar nasıl oluyor diye sorana kadar
baktın mı sen nasıl başladın süblimleşmiş kayıp kıtam
bir buz gibi kaygan
duvar gibi pürüzlü hikayem
kahkahalar içimde patlarken canın cehenneme derken sen
ey efendiler
ben daha ne kadar yaşarım varlığım yokluğuma eşdeğerken
ama ben hala sana değerken..
yer çekimini ben öğrettim sana her yükseldiğin zaman
geri dönüşünde nasıl yerleşeceğini
armut piş ağzıma düş diye bakmaya devam et
eşekler suda bağlı kaldı..
anla artık içimdeki patlamaları
big bang halt etmiş gülüm sen benim olmayınca..

18 Aralık 2012 Salı

ÇOK SABAH OLUYOR..

direniyorum uyumamak için..
gözlerim mercek hissiyatında..
her şeyi irdeler halde..
kumaşın dokusu ne kadarda ilginç..
sorgular durumda beynim..

neler oluyor ne gibi duruyor..
neler oluyor güneş doğuyor..
her yanda sesler çoğalıyor..
nihayetleniyor gece sabah oluyor..

vur vur nereye kadar
başımı yastıklara değil
yastıkları başıma vurur oldum..
döndü arkasını mor saçlı kız..
mor değildi aslında istediğiydi ama hiç yapamadığı..
ağaçların üzerinde ki çiğler
ne kadar ilginçler
ve
büyükler..
varsılla yoksulun ayrımı yapılabilir artık..
her şey ayan beyan orta da
ey güneş..
sen çok yaşa..
keşke insanların içinde de güneş doğsa..


neler oluyor ne gibi duruyor..
neler oluyor güneş doğuyor..
her yanda sesler çoğalıyor..
nihayetleniyor gece sabah oluyor..




PERDEDE Kİ GÜLLER...

huşu içinde uyuyordu anka kuşu..
kuru ağaç gövdesine yaslanmış..
yanmak istiyor sesi çıkmıyor..
yeniden doğmak için yaşamak için..
rüzgar eserken baktı ki çok geç..
rüzgar gülleri bile dönmüyor..
arsız bir bulut gibi bakıyorlar dünyaya
gökdelenlerdeki körler..
göz yaşı aktı yere..
ve başladı her yer renklenmeye..

görmek için yaşamak gerek yaşamak için bakmak gerek
üstünü örtmek için yetmez göz kapakları
iris gibi olmak gerek...



12 Ekim 2012 Cuma

HOL

içeri girdim baktım ve kaldım
boştu yoktu vardı hissetmedim
içtim
ne mi
su içtim
oturdum baktım yoktu vardı
gelmedi hiç bekledim
saat vardı gitti hep gitti
geri dönsün diye bekledim dönmedi
yelkovan
içtim aktı dudaklarımdan
tutamadım
ne mi
su içtim
aradı sordu sadece sordu
sonuç dedim sustu
nerdesin dedi en son
ellerim titredi kanım çekildi
yutkundum
tekrarladı
nerdesin dedi
bekledim
ve hol dedim...